Anahtarlık

Yazar:egecan on 28 Aralık 2007

Nefes alıp vermez, düşünmez, karar vermez, üremez, sindirim yapmaz, yemek de yapamaz, yiyemez de… En önemlisiyse; yürüyemez ki bu zımbırtı! Her zaman koyduğum yerde değil; hayır. Bir anahtarlığa bile sahip çıkamıyorum. Küçük, içi metal, dışı sahte deri, aptal, uyuz… Şu halime bakın; yine kişileştirme yapmaya başladım. Kendi suçumu cansız bir nesneye atacak kadar acınacak haldeyim. Evden çıkmam lazım. Kesinlikle her zaman koyduğum yerde değil; hayır. Bilgisayar masasında yok, çöpe düşmemiş (düşürülmemiş! o düşemez kendi…), masanın altında veya üstünde değil, mutfak her zamanki gibi tamtakır, koltuğun yastıklarının arasında yok, yastıkların altında da yok, dolaba da saklanmamış; şeytan niye alıp götürsün ki benim anahtarımı; eve zaten anahtarsız giriyor. Evden çıkmam lazım. Geç kaldım. Her zaman koyduğum yerde değil; hayır.

Eve girdim, elimdeki poşeti kapının yanına koydum… banyo! Ellerimi yıkarken, lavabonun yanına bırakmış olmalıyım. Orada da yok! Çıldırmak üzereyim. Anahtarımı bulamadığım için ağlarsam, bu neye işarettir? Psikolojiyle alakam yok; anahtarım da… Evin her köşesine baktım ama yok. Her zaman koyduğum yerde de yok. Her zaman koyduğum yer kıs kıs gülüyor. Anahtarımı bulamadığım için, her zaman koyduğum yerle bile konuşmaya başladım. Bu ağır yükten kurtulduğu için mi seviniyor acaba? Geç kaldım. Ayrıca, delirdim. Eve anahtarla girdim; kapının üstünde unutmadığıma da eminim… Bir arkadaşımı arayıp yardım istesem, çok güler mi acaba? “Sen evde dur, gelince bana kapıyı açarsın” desem? Ya yolda başıma bir iş gelirse de onu evde yalnızlığa mahkum bırakırsam? Bunu kimseden isteyemem. Anahtarımı bulmalıyım. Geç kaldım. Lütfen cep telefonum çalmasın; hadi çaldı diyelim, lütfen karşıdaki neden geç kaldığımı sormasın. Evden hemen çıkmam lazım. Buldum; aylar önce kaybettiğim tükenmez kalemimi… Bana anahtarlık lazım! Acaba bu, hayatta bazı şeylere sahip çıkmayı öğrenmem için bir uyarı mı? Sadece bir anahtarlık.

Umutsuzluğun doruk noktasında çaresizce kapıya bakıyorum, sonra da camın kenarına oturuyorum. Dışarıda insanlar ne kadar da mutlular. Hepsi kapılarını kilitleyip, belki de sadece çekip, tekrar girebilecek olmanın sevincini doyasıya yaşıyorlar. Bense geç kaldım. Her zaman koyduğum yerde duran kağıt parçası kıkırdıyor, dışarıdaki neşeye ortak olmak için açtığım pencereden gelen esintiyle. Nefret ediyorum onlardan; pencereden ve kağıttan.

Pencere sinirlenir ve sonuna kadar açılıp sırtıma vurur, kağıtsa bu yeni gelen esintiyle kahkahalara boğulur ve gülmekten ölüp, yere düşer. Anahtarım, her zaman koyduğum yerde; evet. Artık kağıt yok üstünde.

Rastgele Yazılar

Yükleniyor…

Paylaşmak Güzeldir:
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Google Bookmarks
  • Tumblr
  • del.icio.us
  • StumbleUpon
  • email

İlgili Yazılar

 

1 yorum yapılmış ↓

  1. Melike diyor ki:

    And finally 1 point go to Anahtarlık.

Bir yorum yazın: