Ben bugün herkesin alıştığı ama benim nasılsa yabancı kalmış olduğum bir manzarayla tanıştım. Şimdiye kadar bugün gördüklerime sayısız defa bakmışımdır ama sadece bakmakla da kalmışım belli ki. Duyan da, on birinci boyutu falan keşfettiğimi sanacak. Çok alakasız bir şey geliyor, sıkı durun: Bugün, gençlerin sadece birbirlerini kesmek (!) için gittikleri mekânların varlığını keşfettim! İsim verdiğim zaman saldırı gibi gözükebileceğini düşündüğüm için, sadece, Kalamış’ta marinadaki herhangi bir mekânda buna şahit olduğumu söylemekle yetineceğim. İşin doğrusu, zaten orası dışında önceden gittiğim sadece bir yer daha var o bölgede. İnsanların, kapıdan içeri adımlarını attıkları anda onlarca kişinin kendilerini süzmeye başlaması gayet doğalmış gibi, yüzlerine en ufak bir “ne oluyor yahu” ifadesi bulaşmadan yürümeye devam etmeleri çok ilginç. Daha sonra bir yer seçip, onlar da diğerlerini “kesmeye” başlıyorlar ve laf olsun diye de fahiş fiyatlı bir içecek söylüyorlar. Bu safha da, en sonunda birisinin, herhangi bir bahaneyle, bir diğerinin masasına geçmesiyle sona eriyor.
Birkaç arkadaşıma bu keşfimden söz ettiğimdeyse, dumur nehrinde akıntıya ters yüzen bir balık gibi hissettim; bunun gayet doğal bir şey olduğunu ve her yerde yaşandığını söylediler. Şimdiye kadar, birbirlerini hiç tanımadan ve bir aracı olmadan tanışıp yakınlaşabilen insanları şanslı görürdüm; artık bu görüşümü sorgulamaya başladım. Acaba, ben mi azınlığım? Üstelik, masumiyetini kaybettiği için bu tanışma biçiminden de tiksinmeye başladım. Daha az gözlem yaparak yaşamak, daha mı iyi acaba?
Rastgele Yazılar
Yükleniyor…

