Aduket!

Yazar:egecan on 09 Ocak 2008

hadouken!Küçük aptal bir çocukken, yazın sürekli babaannemlerin Marmara Ereğlisi’ndeki yazlıklarında kalırdım. İlk defa bisiklete bindiğim, ilk aşkımı yaşadığım, ilk defa kukalı saklambaç oynadığım, ilk cep telefonumu hediye aldığım (!) ve daha nice ilkleri yaşadığım, kendi halinde bir siteydi. Bütün bunların yanında, benim gibi hayatının önemli bir kısmı bilgisayar başında geçen birinin, illa ki bulaşacak bir elektronik eşya bulması gerekliydi. Cep telefonları yeterince eğlenceli ve gelişmiş değildi, onun-bunun uzaktan kumandalı arabalarını, teknelerini parçalamak da baymıştı… Hem sosyal, hem teknolojik (!) hem de eğlenceli olmalıydı. Denizin yanındaki uçurumun kenarına kurulmuş ve bulunduğu mekândan ancak bu kadar kopuk gözükebilecek kadar garip bir binanın içindeki “Atari Salonu” da, tam istediğim şeydi. Keşfetmemle bağlanmam, aynı saat içinde oluverdi.

Yaşıtlarım denizin açıklarına bulunan yengeçli kum yığınına çıkıp cesaret gösterisi yaparken, ben, Street Fighter’da önüme geleni pataklıyordum. Bir jeton alıp, onunla hiç kaybetmeden bütün gün oynayabilen manyaklardandım. Ben ve benim kadar olmasa da, monitör başında durmayı seven diğer çocuklarla bu ortak tutkumuz, kısa sürede merak uyandırmaya başladı. Yüzden fazla çocuğun olduğu sitede on beş manyak, alternatif bir hayat sürüyorduk. Kendimize has esprilerimizle güler, birbirimizden Street Fighter, Mortal Kombat ve Motor Racer maceralarımızı dinlerdik. Dışlandıkları her ortama tapan yaşıtlarımız da bizi taklit etmeye başlamışlardı. Gerçek hayatta kuvvetimin yetmediği gerizekalı veletlerin hepsini Ken ile pataklıyor, tatmin üzerine tatmin yaşıyordum. Her şey mükemmeldi; ta ki, diğerleri “aduket” denilen garip hareketi keşfedinceye kadar.

hadouken!Asıl adı “Hadouken” Japonca’da püsküren yumruk gibi bir anlama gelen bu hareket, yapmayı bilenin öğrenemeyeni pataklaması anlamına geliyordu. Önceden zor şartlar (yaz sıcağı) altında haftalarımızı vererek edindiğimiz tecrübeye bakmaksızın, kim daha çok “aduket çekerse” o kazanıyordu. Ryu adlı karakterin özel hareketi Hadouken’i yolladığınızda, garip bir şekilde avuçlarından çıkan bir enerji yumruğunu rakibine gönderiveriyordu. Rakip eğer kaçamazsa, ağır hasar (!) alıyordu. Aduket çılgınlığı başlamıştı. Sürekli Ryu’nun nasıl da iyi bir dövüşçü olduğunu anlatıyor ve “olm bende aduket olacak, acayip zengin olmazsam şerefsizim” gibi saçma cümleler eşliğinde hayallere dalıyorduk. Sokağın öte ucunda bir arkadaşını gören genç, hemen bir aduket çekiyor ve ağzından çıkardığı garip seslerin eşliğinde, arkadaşı yere atlayıp biraz yuvarlanıyordu. Bazen, acaba aduket hiç keşfedilmese daha mı iyi olurdu yoksa herkesi pataklamaktan eninde sonunda sıkılacak mıydım diye düşünüyordum hatta. Küçükken ne kadar acınası bir yaratıktım ben…

(Ekran Görüntüleri Wikipedia‘dan Alıntıdır.)

Rastgele Yazılar

Yükleniyor…

Paylaşmak Güzeldir:
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Google Bookmarks
  • Tumblr
  • del.icio.us
  • StumbleUpon
  • email

İlgili Yazılar

 

1 yorum yapılmış ↓

  1. Elif diyor ki:

    Aslında epey faydalı oldu benm bu yazıyı okumam kndi açımdan. yıllardır aduket nedemek diye merak edip bir kere bile araştırmayan ben bugun taa nerelerdeyken nerden nereye şeklindeyken bir anda :püsküren yumrugun japonca soylene gelişi oldugunu ogreniyorum.
    Beni aydınlattıgın için sana minnettarım.
    saglıcakla sevgiyle kal =)

Bir yorum yazın: