(Bunları, önceki yazımın gerçek yüzü gibi görebilir veya tükenmez çelişkilerimi herhangi bir şekilde açıklamak zorunda olmadığınız için, hafif bir gülümsemeyle, okumaya devam edebilirsiniz) Hayatımı tamamen saçma işler üzerine kurmuşken, sadece hırsım yüzünden aldığım yedi dersin tek dönemlik sıkıntısının yarattığı izler, beklediğimden de kalıcı oldu. Açıklandıktan bir hafta sonra bir arkadaşı sorunca, ayıp olmasın diye notlarını öğrenen ve aldığı nota hiç itiraz etmeyip, mutlu mesut yaşamını sürdüren bu öğrenci; notların açıklanacağı tarihi yakından takip eder oldu. “Disco Partizani” gibi komik şarkılara muzur yüz ifadeleri ile eşlik etmeyi seven biriyken, Leonard Cohen’in mavi yağmurluk başlıklı “mektubunu” ezbere okur oldu; en küçük bir duygusal çöküntü dahi olmadan, hem de. Dostoyevski okumaktan sırf isimleri ezberleyemediği için çekinirken, beslediği sokak köpeğini Fyodor Pavloviç diye çağırır oldu; hayvanın soran gözlerle bakmasına da aldırmadı… “Hırs” denilenin, her ne ise, çok tehlikeli bir şey olduğunu zaten biliyordum ama, hiç denemeye fırsatım olmamıştı. Bence, insanın kişiliğini, ister istemez, çok değişik yönlere çekebilecek bir hastalık gibi. Melankoli nasıl bir sorunsa, kabul edilebilir ölçünün üzerindeki hırs da öyle değerlendirilmeli.
Kurtulmak için, içgüdüsel olarak hareket etmekten vazgeçerek, yönetimi ele aldım ve her kararımı düşünerek vermeye başladım çünkü, kendimi bıraktığımda sürekli sorumluluk alıp hırpalandığımı fark ettim. Sorumluluk kötüdür demiyorum ama, sadece hırs yüzünden ve kaldırabileceğinizden fazla sorumluluk alıyorsanız, bir sorun var demektir. Aslında hırsın etkisiyle hareket edip, önceki dönem yedi ders almış olmamın, hırsın etkisinden kurtulmamda faydası bile olabilir çünkü bu sayede, geriye sadece iki tam liste dersim kaldı ve sahip olduğum boş zaman, azami seviyeye ulaştı. Bütün gün kitap okumak, müzik dinlemek, tüplü dalış, bilgisayar ile uğraşmak, Rotaract’ın işlerine koşmak ve aile işlerine yetişmeye çalışmak dışında, uğraşmam gereken iki, muhtemelen geyik dersi de eklersek, geriye bol bol zaman kalacak. Boş zamanın bolluğu, amaç eksikliğine dair bir işaret midir? Bence değil… Zamanınızı şimdiye kadar, acımasızca da olsa, verimli kullandığınız için kazandığınız bir ödüldür!
Rastgele Yazılar
Yükleniyor…

