Balkonun Kapısını Açık Bırakmadım!

Yazar:egecan on 23 Temmuz 2008

Bugünlerde durgunlaştım yine. Hatta, elimdeki bulguları birleştirince, bunalımda olduğumu söyleyebilirdim ama eminim ki değilim, çünkü mutsuz değilim. Mutlu olduğum için mi rahatsızım, yoksa mutluluğumdan rahatsız olanlar yüzünden mi tedirginim; bilemiyorum. Çok garip, duygusal tecrübeler yaşatıyor bana bu sahte bunalım. Bunlardan en ilginciyse, sık sık yaşadığım yabancılaşmalar. Herhangi bir konuşmanın ortasında, araba kullanırken, merdivenleri çıkarken ve hatta hiçbir şey yapmadan dururken; bütün her şeyden sıyrılıp, yaptığım işi otomatik pilota devredip, kendimi ve içinde bulunduğum ortamı dışarıdan seyretmeye başlıyorum. Bununla da kalmayıp, her an, her şeyi sorgulamaya başlıyorum. Mesela; evliliğin, o akşam sevişeceğinizi akrabalar başta olmak üzere mümkün olduğunca fazla sayıda insana duyurmak olduğuna dair yüzeysel ve “fena” bir yargıya, uzun uzadıya düşündükten sonra varmış bulunuyorum ve bulunduğum yerin, “normal insanlarca”, yanlış yola saparak varılan “sapık” bir konum olarak görüldüğünü de gayet iyi biliyorum. Kısa bir mesafeyi yürüyecekken, içimden rastgele bir sayı seçip, her adımda bu sayıyı bir eksilterek ilerlerliyorum ve sıfırı bulursam moralim de sıfırlanıyor. Trafikte -haklı veya haksız- korna çaldığımda, birisinin moralini gereksiz yere bozmuş olabileceğimi düşünüp, üzülüyor ve bu üzüntü geçmeden kesin bir korna yiyip, daha da üzülüyorum. Ne eksik kaldı? Hah! Kendime dert ettiğim küçük meselelerim de var. Akşam yatmadan önce, “iyi geceler” dediğim biriyle tekrar karşılaşırsam veya işten çıkarken herkese “iyi çalışmalar, ben çıkıyorum” diyip de geri dönmek zorunda kalırsam ve hatta sabah günaydın dediğim biriyle gün içinde tekrar karşılaşıp da bir selam ünlemi bulamazsam, içimi sıkıntı basıyor. Neler oluyor? Kapıyı da açık bırakmadım cidden (Sözle söylediklerimin yeterince inandırıcı olmadığına dair de bir paranoyam var; evet). Neyse ki, herşeye rağmen bunalımda olmadığımı bildiğim için mutluyum. Yani, aslında, mutlu olduğum için, bunalımda değilim. Ya da, her ikisi de… Neyse işte.

Rastgele Yazılar

Yükleniyor…

Paylaşmak Güzeldir:
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Google Bookmarks
  • Tumblr
  • del.icio.us
  • StumbleUpon
  • email

İlgili Yazılar

 

2 yorum yapılmış ↓

  1. Yusuf İBİLİ diyor ki:

    Ege’cim benzeri vakalar bir süre önce bende de vardı. Bunları kafayı takıp önüne geçmeye çalışmak, dünyanın etrafında dönmesine sinirlenip durdurmaya çalışmak gibi.
    Olayları akışına bırakmak ve kendimizi her zaman motive etmek gerek. Ne zaman rahata erdik, asıl mutluluğa o zaman ulaşabiliyoruz.
    Güneş sabah doğuyor, arkadaşların sevdiklerin seninle vb. mutlu olabileceğin veya en azından öyle hissedebileceğin o kadar çok şey var ki!

  2. egecan diyor ki:

    benimkisi, dünyanın dönüşünü durduramayacağını bilip, en azından dönüşü hissetmemek adına aynı hızda dönmeye çalışıp, sonra kendine dönek denmesinden endişelenerek bundan vazgeçip, çaresizlikle toprağı tekmelemeye benziyor. mütemadiyen saçmalamam da aynı sebepten.

Bir yorum yazın: