Nasıl Oldu Da Mesele Etmedik Biz?

Yazar:egecan on 07 Ağustos 2008

Evinizin bulunduğu sokaktan çıkana kadar bile defalarca sövdüren trafik yüzünden sinirle başlayan günler, işyerinde bir yoğunluk ile yorgunluğun karışımını bünyeye bulaştırarak sürer; zamansızlık da gün sonu değerlendirmesi (tabi ona da zaman kalıyorsa) sırasında düşünülüp, stresi körükler. Bütün günleri, diğer günleri kurtarmak için harcıyoruz ama “kurtarılmış günler” ancak, altmışlarımızdan sonra başlıyor ve ardından geliyor, ne yapacağını bilememenin can sıkıntısı. Onu zaman kazanmak için kullanmak adına, bütün yaşamımızı onu kazanmaya adadığımız para; geri kalan hayatımızda harcayıp bitiremeyeceğimizden iyice emin olduğumuzda veya beceriksizliğimiz tuttuğunda, ancak azalmaya başlar hesapta.

Yoğun trafiğin, para kazanmaya gittiğiniz iş yerine ulaşmanızı engellediği zamanlardan birinde kafayı çevirip de, kendinizi ilham verici (!) bir mezarlığın önünden geçerken bulursanız, kafanızı biraz da yukarı kaldırıp mermerlerin üzerinde görebileceğiniz “her canlı ölümü tadacaktır” şeklinde apaçık yansıtılmış gerçek yüzünden gireceğiniz muhtemel bir şok, kaç kişiyi olumlu etkileyebilir, acaba? Bu döngüden kurtulmak için, bütün her şeye dışardan bakıp, garip bir tür realizm (?) ile “Her bebek bir seks ürünüdür ve Türkiye şartlarında, ortalama 70 yıl yaşaması beklenmektedir” ibaresini de doğumhanelere mi yazmalı dersiniz? (Hatta ardına da, “devamı için bknz: Zincirlikuyu Mezarlığı”). Bununla yaşamayı başaramadık diyelim, peki ya, bunalıma mı girmeliyiz o zaman? Her bunalım, her çıkmaz, dünyada milyarlarca insanın yaşadığını hesaba katarsak, daha önce birileri tarafından yaşanmıştır bence ama bunalım sebeplerinin ve çıkış yollarının tariflerinde bir alışkanlık ve biraz da bilindiğinin bilincinde olunmayanlar eksiktir. Kısacası, elbette bunalıma girebiliriz ama bu işin sonunun, durumumuzun hiç de özel olmadığını anlayıp, başkalarını da bildiğimizin bilincinde olmadıklarımızın eksikliğine rağmen bunalımdan kurtarmaya çalışmaya başlamak olduğunu da ben size söyleyeyim. Mesela, “Ölüm ve yaşam bu kadar içiçe geçmişse, ölümden korkmak, yaşamdan korkmak anlamına gelir” cümlesi, az önce bahsettiğim eksiklikler yüzünden sığ kalmış ama doğru bir tesellidir.

Rastgele Yazılar

Yükleniyor…

Paylaşmak Güzeldir:
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Google Bookmarks
  • Tumblr
  • del.icio.us
  • StumbleUpon
  • email

İlgili Yazılar

 

Henüz yorum yok gibi.

Bir yorum yazın: