Yalan söylemeye başlamadan önce ne diyeceğini bildiğimiz biri daha geldi; parası birim, halkı gaz, gazı da zorbalıkla alır olmuş bir diğer ülkenin başına. Herhangi bir ülkeye düşman değilim, yoldan geçen adam olarak söylüyorum bunları. Gerçek olmuş bir “Hayvanlar Çiftliği” var karşımızda. Dünya daha bir kafes göründü şimdi, yirmili yaşlarımda. Üniversitede hiçbir şey yapmamış olmamın ezikliğiyle yazdıklarım değil bunlar, onlar çok başka. Sinir oluyorum ben sadece. “Obama başkan oldu, demek ki Amerika’da her şey mümkün”; oldu. Saf mısınız ki? Saf mı sandınız bizi yoksa? Macbook kullanıp, blog yazınca şeffaf olunmuyorsa, beyaz olanı siyah yapınca da ülke kalkınmaz. “Sen yıkıcı eleştiri yapıyorsun, onu seçmeselerdi de Bush’un devamı olan mı gelseydi”, demeyin sakın. Benim eleştirdiğim seçilen değil, verilen tepki. Polyanna kaç çocuk doğurdu bilmiyorum ama bütün bu yaygarayı yapanlarla illa ki akrabalığı vardır, bence. “Adam gibi adam” diye geleni bizim ülkede de gördük. Hepsi aynı: dinci, milliyetçi, radikal, amiral, yumurtacı, siyah, beyaz, naif, delikanlı, trend düşmanı, blog yazarı, kasımpaşalı, muhafazakar düşmanı, ergenekoncu, gecekonduya tapu veren soyguncu, gizli devrimci, devirdik taş bırakmayan bir kinci, vesaire. Issız Ada’m yerine Son Ada’yı aramaya devam edeceğim. Apolitik bir yer istiyorum, dili-dini farketmez.
Rastgele Yazılar
Yükleniyor…


Tüm bu yaygaranın mesajı şu; biz değiştik. hatta o kadar değiştik ki 50-60 yıl önce aynı otobüse bile binmekten rencide(!) olduğumuz insanlardan birini başımıza geçirdik. bak dünya artık biz kapitalist düzenin bir parçası değiliz! ayaktakımından birini seçtirerek hor gördüklerimizin affını ve onayını alacağız. biz mahallenin kabadayı ağabeyi değil, garibanları kucağına alıp okşayan ve şeker veren tonton bakkal dayısı olacağız. yerseniz!!!
lütfen yemeyelim!