Kibar Almanlar Bunlar

Tarih: 13 Eylül 2009
Almanya Bayrağı (hadi?)

İstanbul denilen mega-köyden, gerçek bir köye terfi edince (!) ortaya çıkan durum komedisini unuttum gitti. Schwabların arasında, Almanca bilsem bile tek kelimesini anlayamayacağım garip konuşmalarının ortasında kala kala içine düştüğüm “asktr bir daha kimseye derdimi doğru düzgün anlatamayacağım ulan” endişesi de yavaş yavaş geçmeye başladı. Elde kaldı bir. Ama öyle bir bir ki, bütün derdim o birim için! Ders: Bayat Yaşanmışlık Bilgileri. Konu: Kibar Almanlar.

Kibar Almanlar, bin dokuz yüzlü yılların ortalarında, bu ikinci dünya harbinin etkilerinin azalmasıyla türemişlerdir. “Germenus Gereksizus Levos” olarak kitaplara geçmelerine rağmen, gamalı haçın bükük uçlarını düzeltip dolaşınca kendilerini iyi ve örnek insanlar sanmalarından ötürü, diğer halklar tarafından “hadi lan ordan” diye anılmışlardır. “Eğer yeterince kural koyarsak, elimizi bile kıpırdatamayacağımızdan, biz bile suç işleyemeyiz” anlayışının yaratıcısı da yine bu topluluktur. Toplum içinde “belki bir gün kullanırız” diye yarattıkları garip ve yapmacık sosyalleşme araçlarının hepsini birden kullanmak zorunda kalmış bu kibar insanların davranışlarını “grup” ve “birey” olarak ayırmak da çok yerinde olacaktır. Bütün sosyal çabalarına rağmen hayatları boyunca aynı grupla takılmaları da üzerinde düşünülmesi gereken bir diğer husustur.

Tek başına bir Kibar Alman ile karşılaşan insanların ilk izlenimleri genellikle “aaa çok modernler, çok anlayışlılar, aşmış bile olabilirler, galiba aşık oldum” olmuştur. Oysa ki, buz dağının görünen yüzünün üzerine kaplı plastik örtü niteliğindeki bu hareketlere pek kanmamak gerekir. Her yalnız Kibar Alman, patlamaya hazır bir bomba gibidir. Patladıktan sonra özür dileyecek bir bomba gibidir, hatta. Halk arasında bununla ilgili türlü efsanelere rastlamak mümkünse de, “birinci ağızdan dinlemek en makbulüdür” demiştir yazarımız. Kendisi yazıya yabancılaşmadan önce şöyle anlatmıştır:

Balkonda iki Türk oturmaktadır. Biri, “wisdom” kelimesinin Türkçesi olarak hayatını sürdürmekteyken, diğeri de kibiri bir canavar gibi gencimiz, yazarımızdır. Konuşur dururlar. Süper Kibar Alman alt komşuları, insan gibi gelip konuşmak dururken, “balkonlar arası 3 santim mesafeli kibar bir mühendislik harikası binamızda, balkonda yüksek sesle konuşulması, gülünmesi ve hatta büyüklere dil çıkarılması yasaktır” kısmının altını çizdiği kuralları posta kutularına önceki hafta atmış olduğundan, neredeyse fısıldamaktadırlar. Gerçi o yazı bizim kaba Türkler tarafından buruşturulup, tüm iyi niyetiyle komşularının kurallara uymasını bekleyen Kibar Alman’ın posta kutusuna geri atılmıştır ama o ayrı hikayedir. Türkler yine de fısıldamakta, ve dil çıkarmamaktadırlar. Ne olduysa, o sırada olmuştur. Tek başına düşünürken, hayatta kural ile düzenlenmemiş bir açık bulan bir Kibar Alman, balkondan aşağı tükürmeye karar verir. Apartman kurallarına iyice göz gezdirip emin olduktan sonra, savuruverir salyalarını. Aşağıdan gelen fısıldamalar hırlamaya dönüşünce, anayasalarında birilerinin kafasına tükürmekle ilgili maddeyi hatırlar ve özür dilemeye karar verir. “Kusura bakmayın”, der Kibar Alman, “sanırım kafanıza tükürdüm”. Kibiri canavar ve wisdom insanları, o sırada kopmuş gitmiş, kahkaha denizinde kedi balığı avlamaktadırlar.

Diğer vukuatsa ne yazık ki aynı sevinç püskürmesiyle sonlanmamıştır. Hatta, diğer vukuat hala sonlanamamıştır bile. Yazar anlatacaklarının devamını okuyanların hayal gücünün kapısına bırakıp kaçmıştır belki de… Bir gün iş çıkışı, bütün gün işe yaramış olmanın dayanılmaz hafifliğiyle tren istasyonuna uçan yazarımız, iki buçuk yuro peşin ödediği tren biletiyle, on dakika uzaklıktaki Backnang ziyaretini iple çekmektedir. Telefonu acı acı ve hatta tatlı ekşi çalar. Zil sesinin sos olmasından karnının acıktığını anlasa da, telefonu açarak zaman kaybetmeyeceği bir ortamdadır. Karşı tarafta wisdom vardır. Ona acilen trenden inip, beyaz tavşanı takip etmesini veya odasına geri dönmesini tembihler. Bir dizi “hadi hayırlısı” eşliğinde, yanan biletini anmak için trene el salladıktan sonra yola koyulur yazarımız. On beş dakika daha yürümüş, ancak kendinden istenileni yapmıştır. Varınca öğrenir ki, durum şudur: Binanın sorumlusu olarak kendi kocaman bir dairede kalıp, küçük odalara tıktığı misafirlerine zaten dar olan odalarını minyatür eden bir Kibar Alman hanımefendi, yazarımızın odasını dağınık bulmuştur. Bir taraflarını sadece kağıtla silip, o kağıdı çöp kutusu yerine tuvalete atınca kendilerini modern sananlardan bir Kibar Alman’ın garip ama gerçek tavsiyeleriyle on beş dakika kısık ateşte azarlanır yazarımız. Özel hayata sıfır saygıları olduğu için rastgele bir günde odaya dalıp temizlik bahanesiyle araştırma yapabilen bu Alman’a ne dense boştur. Bilinen en az harfli kelime olan “ok” ile yetinilir, nitekim. Odada tetikte yaşanmakta, eve çıkmak için yapılan planlar sayfaları kaplamaktadır.

Tespit yaptım, sonraki cümlelerde duruyor. Tuvalette bir taraflarını yıkama gereksinimi duymadan, sadece kağıda silinirler. O kağıdı tuvalete değil de çöp kutusuna atarsanız, hijyen kural kitabının ilgili maddesini okuyup okuyup deliye dönerler. Türk yemeklerine “yağlı” derler, sonra size ateşte çevirdikleri domuzun içine kafalarını nasıl soktuklarını anlatır, üstünü “hihohoho” ile kapatırlar. Acayip etik ve doğrucu takılırlar, sandalyenizi boş bulurlarsa da kapmaktan geri kalmazlar. Bizim domuz eti yemeyip de her gün ot çeken vatandaşlarımızı fazlasıyla haketmektedirler, kısacası.

Daha önce dediğim gibi, bir de bunların grup versiyonu vardır. Grupal-manlar, kuralları unutmak için içip içip, en fazla “sokakta bağırılmaz” kuralını topluca çiğneyip, ilerleyen yaşlarında bunu “biz eskiden pankçıydık metalçiydik süperdik biz” diye anlatabilirler. Onlar için anlatılacak hikayem olmadığı için mutluyum.

Önemli olsa gerek: Bu K.A. sınıfı, nüfusun yüzde yirmisini oluşturmaktadır. Almanlar arasında gayet süper insanlar da vardır. Irkçı değilimdir. Milliyetçi bile değilimdir. Yazının okuduğunuz versiyonu, sinirim geçtikten sonra tekrar okunup yumuşatılmış olmakla beraber, ilk versiyon hiç yayınlanmamıştır; yayınlanmayacaktır da. Noktalı virgüle kadar düşündüm bunun üzerinde, kolay kolay değişmez yani.

Paylaşmak Güzeldir:
  • Facebook
  • del.icio.us
  • Google Bookmarks
  • email
  • Print

İlgili Yazılar

<a href="" title=""><abbr title=""><acronym title=""><b><blockquote cite=""><cite><code><del datetime=""><em><i><q cite=""><strike><strong>
Yeni yorumlar, gösterimden önce onaydan geçmektedir * = zorunlu alan

Yorum bırakırsanız, sevinirim: