<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kimse Beni Okumuyor &#187; geyik</title>
	<atom:link href="http://kimsebeniokumuyor.com/category/geyik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://kimsebeniokumuyor.com</link>
	<description>Yeni Ama Yırtık Not Defteri</description>
	<lastBuildDate>Wed, 25 Aug 2010 21:22:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Abim Yok Ki Gelsin Ankara&#8217;dan</title>
		<link>http://kimsebeniokumuyor.com/2010/06/abim-yok-ki-gelsin-ankaradan/</link>
		<comments>http://kimsebeniokumuyor.com/2010/06/abim-yok-ki-gelsin-ankaradan/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Jun 2010 06:57:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>egecan</dc:creator>
				<category><![CDATA[geyik]]></category>
		<category><![CDATA[abi]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[berlin]]></category>
		<category><![CDATA[bozuk para]]></category>
		<category><![CDATA[bunalım]]></category>
		<category><![CDATA[döviz]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[prag]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[sopa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kimsebeniokumuyor.com/2010/06/abim-yok-ki-gelsin-ankaradan/</guid>
		<description><![CDATA[Prag’ta döviz alırken yediğim kazığı, Berlin’de yediğim ucuz yemekle dengelemeye çalışırken; gökten gelen İsrail askeri, kafasına yediği sopayı barutla yanıtlarken; kimse beni okumamakta hala direnirken; cebimdeki bozukluklar, otobüs parasına yetmezken; “n’aber” sorusu hala “iyilik” diye yanıtlanırken; olmaması gereken şeyler, her zamanki gibi olmaya devam ederken; bir aktörden çok, bir seyirci havasına büründüm, neredeyse bu cümle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Prag’ta döviz alırken yediğim kazığı, Berlin’de yediğim ucuz yemekle dengelemeye çalışırken; gökten gelen İsrail askeri, kafasına yediği sopayı barutla yanıtlarken; kimse beni okumamakta hala direnirken; cebimdeki bozukluklar, otobüs parasına yetmezken; “n’aber” sorusu hala “iyilik” diye yanıtlanırken; olmaması gereken şeyler, her zamanki gibi olmaya devam ederken; bir aktörden çok, bir seyirci havasına büründüm, neredeyse bu cümle kadar uzun olan hayatta.</p>
<p>Yeni satırlardan korkuyorsan, yeni bir paragrafa başlamayı denemek gerekir bazen.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kimsebeniokumuyor.com/2010/06/abim-yok-ki-gelsin-ankaradan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tiramisuyla Değirmen D&#246;nmez</title>
		<link>http://kimsebeniokumuyor.com/2010/05/tiramisuyla-degirmen-dnmez/</link>
		<comments>http://kimsebeniokumuyor.com/2010/05/tiramisuyla-degirmen-dnmez/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 May 2010 14:50:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>egecan</dc:creator>
				<category><![CDATA[geyik]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[almanca]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[gülümse]]></category>
		<category><![CDATA[lokanta]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[tiramisu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zamansızlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kimsebeniokumuyor.com/2010/05/tiramisuyla-degirmen-dnmez/</guid>
		<description><![CDATA[Eskisi kadar Türkçe düşünemediğim bir dönemde, her yeri modifiye olduğu için markası bile anlaşılmayan ama belli ki eski bir otonun içinde hep bir ağızdan &#34;aboneyim abone&#34; diye şarkı söyleyen, hiphopçı özentisi gibi giyinmiş bir grup Türk&#8217;ün evimin önünden geçmesiyle kendime geldim. İnsanların düşüncelerini her geçen gün daha az önemsediğim şu dönemde, özgüvenin de fazlasının zarar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kimsebeniokumuyor.com/wp-content/uploads/2010/05/8443792_1d842d35bf_o.jpg"><img style="border-right-width: 0px; margin: 0px 0px 0px 10px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px" title="8443792_1d842d35bf_o" border="0" alt="8443792_1d842d35bf_o" align="right" src="http://kimsebeniokumuyor.com/wp-content/uploads/2010/05/8443792_1d842d35bf_o_thumb.jpg" width="244" height="164" /></a> Eskisi kadar Türkçe düşünemediğim bir dönemde, her yeri modifiye olduğu için markası bile anlaşılmayan ama belli ki eski bir otonun içinde hep bir ağızdan &quot;aboneyim abone&quot; diye şarkı söyleyen, hiphopçı özentisi gibi giyinmiş bir grup Türk&#8217;ün evimin önünden geçmesiyle kendime geldim. İnsanların düşüncelerini her geçen gün daha az önemsediğim şu dönemde, özgüvenin de fazlasının zarar olduğuna karar verdim gitti. Bir bilenlerin bin bilenleri, kendini bilmeyenlerin desteğiyle ve kimseye danışmadan yönettiği gerçeğinin yarattığı asap bozukluğunun sarmaladığı vatanımız ile bin bilenlerin kimin kendini bilip bilmediğine bir bilenlerin desteğiyle karar verdiği bu garip topraklar arasında kalmışlar belli ki. Bir ucu polifonik onuncu yıl marşı çalan, diğer ucunu görmek için bin belge sunup imzalaman gereken bir değnek. Sanki?</p>
<p>Ben de acayip uyum sağladım bu arada. Almanya’daki Portekiz ve İtalyan lokantalarının işletmecileriyle çok iyi geçiniyoruz özellikle. En iyi onların Almanca’sını anlıyorum ve benim düşük cümlelerimi en iyi onlar toparlıyor. Yanımda götürmek için tatlı istediğimde, “cam kapta olduğu için normalde vermiyoruz, ama al sen bunu, kırılırsa da canın sağolsun” cümlesini Almanca ama benim de anlayabileceğim şekilde kuran işletmeciye, “kırılırsa çalışır, öderim” demek isteyip, ve tabii ki diyemeyip, güler yüzümün arkasında yumurcak sesleri ile evime dönüyorum. Grazie <a title="Santa Lucia yorumları ve harita konumu" href="http://maps.google.com/maps/place?um=1&amp;ie=UTF-8&amp;cid=13446008854168037139" target="_blank">Santa Lucia</a>!</p>
<p>Ha bir de uzun zamandır yazamıyorum düzenli. Hiç zamanım yok. Öyle ki, yazılarımla ilgili genellikle burdan bana eposta gönderen ve beni çok mutlu edenlere de cevap veremiyorum. Kısa cevapları da bazı derin yorumlara yakıştıramıyorum hani. Bir süre daha affedin beni lütfen.</p>
<p>Fotoğraf <a title="Flickr" href="http://www.flickr.com" target="_blank">Flickr</a>’dan <a title="Dotpolka @ Flickr" href="http://www.flickr.com/photos/dotpolka/" target="_blank">Dotpolka</a>’nın “<a title="behold the mighty tiramisù by dotpolka" href="http://www.flickr.com/photos/dotpolka/8443792/" target="_blank">behold the mighty tiramisù</a>” adlı çalışması.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kimsebeniokumuyor.com/2010/05/tiramisuyla-degirmen-dnmez/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayat Pi Sayısı Gibidir</title>
		<link>http://kimsebeniokumuyor.com/2010/03/hayat-pi-sayisi-gibidir/</link>
		<comments>http://kimsebeniokumuyor.com/2010/03/hayat-pi-sayisi-gibidir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2010 15:30:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>egecan</dc:creator>
				<category><![CDATA[geyik]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[alkol]]></category>
		<category><![CDATA[baba ve piç]]></category>
		<category><![CDATA[backnang]]></category>
		<category><![CDATA[Elif Şafak]]></category>
		<category><![CDATA[facebook]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>
		<category><![CDATA[şarap]]></category>
		<category><![CDATA[Stuttgart]]></category>
		<category><![CDATA[tartışma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kimsebeniokumuyor.com/2010/03/hayat-pi-sayisi-gibidir/</guid>
		<description><![CDATA[Hala dünyanın en güzel afişlere sahip (katılımcı sayısı genellikle beklenenden(!) az da olsa) partilerinin düzenlendiği, hiper-global, trendy, genç nüfusun patladığı, on yedi bin sene sonra İstanbul&#8217;dan daha kalabalık olması beklenen Backnang&#8217;ta yaşadığım için, bazen memlekette olup bitenlerden bihaber olabiliyorum. Bulabildiğim en doğru tanımıyla &#34;cılkı çıkmış&#34; Ermeni katliamı meselesi tartışmasından da biraz geç haberim oldu haliyle. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[</p>
<div style="padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 10px; display: inline; float: left; margin-left: 0px; margin-right: 0px; padding-top: 0px" id="scid:84E294D0-71C9-4bd0-A0FE-95764E0368D9:467b2827-63d2-48a3-9097-956409497f70" class="wlWriterEditableSmartContent"><a href="http://www.bing.com/maps/default.aspx?v=2&amp;cp=48.9486~9.431891&amp;lvl=16&amp;style=h&amp;mkt=en-us&amp;FORM=LLWR" id="map-172e52c5-bad6-47a1-9ee7-3902f5cb8495" alt="View map" title="View map"><img src="http://kimsebeniokumuyor.com/wp-content/uploads/2010/03/map330ac3de8958.jpg" width="178" height="134" alt="Map picture"/></a></div>
<p> Hala dünyanın en güzel afişlere sahip (<a href="http://www.merlin-backnang.de/photos/index.php">katılımcı sayısı genellikle beklenenden(!) az</a> da olsa) partilerinin düzenlendiği, hiper-global, trendy, genç nüfusun patladığı, on yedi bin sene sonra İstanbul&#8217;dan daha kalabalık olması beklenen Backnang&#8217;ta yaşadığım için, bazen memlekette olup bitenlerden bihaber olabiliyorum. <a href="http://kimsebeniokumuyor.com/wp-content/uploads/2010/03/IMG_3197.jpg"><img style="border-right-width: 0px; margin: 5px 0px 0px 10px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px" title="IMG_3197" border="0" alt="IMG_3197" align="right" src="http://kimsebeniokumuyor.com/wp-content/uploads/2010/03/IMG_3197_thumb.jpg" width="244" height="99" /></a> Bulabildiğim en doğru tanımıyla &quot;cılkı çıkmış&quot; Ermeni katliamı meselesi tartışmasından da biraz geç haberim oldu haliyle. Fransa&#8217;dan kamyon dolusu aldığım peynirleri son kullanma tarihinden önce, daha doğrusu, son <b>kıllanma </b>tarihinden önce bitirmeye adanmıştım aslında da… Her ne kadar herkesin sonu gelmeyecek bir tartışmayla zaman kaybettiklerini düşünüyor olsam da, tam o sıralarda, <a href="http://kimsebeniokumuyor.com/wp-content/uploads/2010/03/babavepic.jpg"><img style="border-right-width: 0px; margin: 5px 0px 0px 10px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px" title="babavepic" border="0" alt="babavepic" align="right" src="http://kimsebeniokumuyor.com/wp-content/uploads/2010/03/babavepic_thumb.jpg" width="148" height="244" /></a> “Elif Şafak’a hayranlığım artmışken en önemli kitaplarından birini okumamak olmaz” mantığıyla, “Baba ve Piç” adlı romanına sarmıştım ve ister istemez, “bak görüyor musun yine gündemden kopamadık” dedim, haberi alınca. O kadar kitap arasından “Ermeni meselesinin” didiklendiğini bul ve oku… Nasıl bir tesadüftür bu?<a href="http://kimsebeniokumuyor.com/wp-content/uploads/2010/03/kardanadamortaavrupada.jpg"><img style="border-right-width: 0px; margin: 5px 10px 0px 0px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px" title="kardanadamortaavrupada" border="0" alt="kardanadamortaavrupada" align="left" src="http://kimsebeniokumuyor.com/wp-content/uploads/2010/03/kardanadamortaavrupada_thumb.jpg" width="132" height="175" /></a> Buradan bedava izlenebilen tek türk kanalı Haber Türk’te meydan savaşı veren entellerden tutun, gırla bulunan FriendFeed ve Facebook manyaklarının açtığı garip gruplar ve feedlere (beslemelere?) kadar her yere sıçramış bu tartışma benim sadece uykumu getirdi ve eğlenceli şehrimin çılgın aktivitelerine geri dönüp, kardan adam yaptım. Bazı eklemelerle adama da benzedi hani. Kardan da olsa, adam oldu yani. Dışarıdan soğuk görünse de, bembeyaz bir kalbi var. Geçen eriyince zaten anladık, içi dışı birmiş hakkaten… Tamam, sustum =)&#160;
</p>
<p><a href="http://kimsebeniokumuyor.com/wp-content/uploads/2010/03/8bitparty.jpg"><img style="border-right-width: 0px; margin: 5px 10px 0px 0px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px" title="8bitparty" border="0" alt="8bitparty" align="left" src="http://kimsebeniokumuyor.com/wp-content/uploads/2010/03/8bitparty_thumb.jpg" width="244" height="184" /></a> Her ne kadar her fırsatta Almanya’ya sövsem de, platonik bir “severim de söverim de” ilişkisi geliştirdiğimi de inkar edemem aslında. Önceden değindiğim “Strasbourg’a gidip peynir ve şarap yüklenip dönelim” temalı lüks(!) aktiviteler şöyle dursun, en son gittiğim “8-bit” partisinde, Super Mario Theme çalınca kopan bir kalabalık gördüm ve bunun dünyanın her köşesinde göremeyeceğiniz bir manzara olduğuna bahse girerim. Kendine has küçük avantajlarıyla buraları sevsek de, Türkiye’nin kalbinden göçenlerin tek derdi, oraya geri dönmek olmuştur her zaman. Hayatı Pi sayısına benzetmem de bu yüzden. Virgülden sonraki sonsuz basamağı keşfettikçe keşfederiz ama “<strong>üç</strong> küsür bişey” olabiliriz en fazla. Her neyse, uzatmayayım daha. Bakalım şu kısmet olacak mı:</p>
<p><a href="http://kimsebeniokumuyor.com/wp-content/uploads/2010/03/kardanadamistanbulda.jpg"><img style="border-right-width: 0px; margin: 0px auto 5px; display: block; float: none; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px" title="kardanadamistanbulda" border="0" alt="kardanadamistanbulda" src="http://kimsebeniokumuyor.com/wp-content/uploads/2010/03/kardanadamistanbulda_thumb.jpg" width="392" height="484" /></a>Hayırlısı artık; o kadar söyleyebiliyorum. </p>
<p>Edit: …ve bugünün <a title="düya pi günü" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Pi_Day" target="_blank">düya pi günü</a> olduğunu sonradan öğreniyorum. Tesadüf, tamam ama… Kendimden korktum yine de.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kimsebeniokumuyor.com/2010/03/hayat-pi-sayisi-gibidir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gen Havuzu Dedikleri, Kapalı Havuz Mudur?</title>
		<link>http://kimsebeniokumuyor.com/2010/02/gen-havuzu-dedikleri-kapali-havuz-mudur/</link>
		<comments>http://kimsebeniokumuyor.com/2010/02/gen-havuzu-dedikleri-kapali-havuz-mudur/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Feb 2010 00:11:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>egecan</dc:creator>
				<category><![CDATA[geyik]]></category>
		<category><![CDATA[olan biten]]></category>
		<category><![CDATA[algı]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[backnang]]></category>
		<category><![CDATA[bunalım]]></category>
		<category><![CDATA[can sıkıntısı]]></category>
		<category><![CDATA[dizi]]></category>
		<category><![CDATA[fringe]]></category>
		<category><![CDATA[klişe]]></category>
		<category><![CDATA[sınır bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Stuttgart]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kimsebeniokumuyor.com/2010/02/gen-havuzu-dedikleri-kapali-havuz-mudur/</guid>
		<description><![CDATA[Bir klişe vardır hani; en kendini aşmış profesyonel köşe yazarından tutun, nette kendine karalayacak köşe bulmuş da eğlenen vatandaşa kadar, kelimeleri dizmekle zaman harcayan herkesin başvurduğu tek yöntem… Tıkanınca, neden yazamadığından bahsetmek. Bahsedivermek mi deseydim yoksa? Bir yerinden tutup aşağılamam da lazım ki, iyice klişe koksun. Bir paragraf daha ziyan oldu böylece. Ne muhteşem ki, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kimsebeniokumuyor.com/wp-content/uploads/2010/02/fringe3.jpg"><img style="border-bottom: 0px; border-left: 0px; margin: 0px 15px 0px 0px; display: inline; border-top: 0px; border-right: 0px" title="fringe3" border="0" alt="fringe3" align="left" src="http://kimsebeniokumuyor.com/wp-content/uploads/2010/02/fringe3_thumb.jpg" width="166" height="244" /></a> Bir klişe vardır hani; en kendini aşmış profesyonel köşe yazarından tutun, nette kendine karalayacak köşe bulmuş da eğlenen vatandaşa kadar, kelimeleri dizmekle zaman harcayan herkesin başvurduğu tek yöntem… Tıkanınca, neden yazamadığından bahsetmek. Bahsedivermek mi deseydim yoksa? Bir yerinden tutup aşağılamam da lazım ki, iyice klişe koksun. Bir paragraf daha ziyan oldu böylece.</p>
<p>Ne muhteşem ki, blogunuzun adı “Kimse Beni Okumuyor” olunca, dilediğiniz kadar paragraf ziyan edebiliyorsunuz. Tam da benim gibi, sıkıcı bir şehirde (Backnang), çok eğlenceli -ama sadece kendine göre eğlenceli- bir iş yapıp, bunun dışında yapabileceği en çılgın aktivitesi kırk iki kilometre uzağa, Stuttgart’a alışverişe gitmek olan birine göre bir isim yani. Yazacak bir şey yok! Gerçi ben blogun adını buraya gelmeden önce koymuştum. Belki de geleceği okuyabiliyorumdur… (Cümlenin sonuna az kalsın “falan” koyuyordum). Bir sınırbilimdir gidiyor.</p>
<p>Bu gelecek okuma, paralel evren, genetik mutasyon ve hatta zaman yolculuğu olaylarını da Fringe diye bir diziyle tanıdım. Sokakta yürürken kendime eğlence aramaya başlamıştım geçen, paralel bir evrende karşıdan gelenin katili olabileceğimi falan düşündüm bir anda (eğlence anlayışımın içine edildi burada, anlayacağınız) ve artık nasıl baktıysam, yön değiştirdi eleman. Deliriyor muyum acaba? (Bu soruyu yaklaşık dört sene önce sorduğumda bir kulak misafiri, “bunu sorman delirmediğine en büyük kanıttır” demişti. O günden beri deli gibi sorar dururum). Her ne kadar ikinci sezonunda biraz sıkıcı olup, biraz da delirtse bile, Fringe’i izlemeye devam edeceğim kesin. Alternatif evrenlerin birinde Ferrari kullanmış mıyımdır acaba? O değil de, umarım Paris Hilton’la çıkmamışımdır… Alternatif evren diyince de “en yakın arkadaşım underground takılsa” temalı espri yapmamam da zor. Affet beni Evren (Buraya yazmadım ama yapıp güldüm o espriyi, neyse ki zaten yazının başlığı yetmiştir size).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kimsebeniokumuyor.com/2010/02/gen-havuzu-dedikleri-kapali-havuz-mudur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Genellemenin Suyu Ve Süper Kahraman Maraş</title>
		<link>http://kimsebeniokumuyor.com/2009/10/genellemenin-suyu-ve-super-kahraman-maras/</link>
		<comments>http://kimsebeniokumuyor.com/2009/10/genellemenin-suyu-ve-super-kahraman-maras/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Oct 2009 19:00:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>egecan</dc:creator>
				<category><![CDATA[geyik]]></category>
		<category><![CDATA[alman]]></category>
		<category><![CDATA[çikolata]]></category>
		<category><![CDATA[doğumgünü]]></category>
		<category><![CDATA[kahraman]]></category>
		<category><![CDATA[kilometre]]></category>
		<category><![CDATA[kıymet]]></category>
		<category><![CDATA[rakı]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[sokak]]></category>
		<category><![CDATA[yazı]]></category>
		<category><![CDATA[yorum]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kimsebeniokumuyor.com/?p=259</guid>
		<description><![CDATA[Dünyanın en saçma sapan ve zorlama yazısına hoş geldiniz. Zamanı kıymetli olanlar, çoktan geri tuşuna tıkladılar bile. Anlayacağınız üzere, biz bizeyiz. Rakı içerek değil, şişede yüzerek sarhoş olanlar ve bugün doğum gününü kutlayanlar da bizimle. Benim doğum günüm bugün ama eminim başkaları da vardır kalemize mum diken (Kaleye mum dikmek kadar sapık bir eylemi çocukların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyanın en saçma sapan ve zorlama yazısına hoş geldiniz. Zamanı kıymetli olanlar, çoktan geri tuşuna tıkladılar bile. Anlayacağınız üzere, biz bizeyiz. Rakı içerek değil, şişede yüzerek sarhoş olanlar ve bugün doğum gününü kutlayanlar da bizimle. Benim doğum günüm bugün ama eminim başkaları da vardır kalemize mum diken (Kaleye mum dikmek kadar sapık bir eylemi çocukların çığlık atarak tekrarladığına inanamıyorum hala). Çekirdek çitleterek o sokak kenarlarındaki yığınları büyütenler de aramızdaydı; daha şimdi kalktılar. Saat sekizi yirmi geçmiş, oturmuşuz, yazı okuyoruz. Zamanı kısıtlı olanlar, saatin sürekli kendini geçtiğinin farkında değiller. Mistırenmisis Brown&#8217;ın beş çayına zehir atmışlar, Fransızca kitabımdaki Nicolas Legrand olmuş passé parfait, şimdiki savaşımız Hans Müller ile. Onu da sol tarafınıza bakarsanız görebilirsiniz. Türbe yeşili kitabın yapraklarında, partideköşedeoturanadam&#8217;ı oynuyor. Tabii ki partide değiliz. Delirmeyin.</p>
<p>Oktoberfest denilen zımbırtı ile dandik olduğunu tescillediğimiz Alman eğlence anlayışını Rus barı ile telafi eden ülkenin, en yakın barına -çikolata barını saymazsak- kırk iki kilometre (tekrar yazıyla, kırk iki kilometre (tekrar yazıyla k&#8230;(t&#8230;))) uzakta bir kasabada oturmuş, &#8220;acaba bu cümleyi kafası karışmadan okuyabilecek biri var mıdır&#8221; diye düşünerek ve şarabı bitirsen bile bu ışıkta şişenin dibini göremeyeceğini üzülerek fark ederek, doğum günü kutluyorum. Tabi ona doğum günü, buna kutlamak, buraya da kasaba denilebilirse. &#8220;Kasaba&#8221; şu anda benim için, &#8220;nereye gidiyorsun&#8221; sorusuna verilebilecek komik bir yanıt sadece. Doğumgünü yazılarım arasında en umutsuzu bu mu? Kime danışmalı? Süperkahramanmaraş ne alaka? Ne genellemesi? Ne suyu? Ölümüne gizemliyim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kimsebeniokumuyor.com/2009/10/genellemenin-suyu-ve-super-kahraman-maras/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kibar Almanlar Bunlar</title>
		<link>http://kimsebeniokumuyor.com/2009/09/kibar-almanlar-bunlar/</link>
		<comments>http://kimsebeniokumuyor.com/2009/09/kibar-almanlar-bunlar/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Sep 2009 06:33:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>egecan</dc:creator>
				<category><![CDATA[geyik]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[alman]]></category>
		<category><![CDATA[almanca]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[asosyal]]></category>
		<category><![CDATA[bakış açısı]]></category>
		<category><![CDATA[kibar]]></category>
		<category><![CDATA[küfür]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[sosyete]]></category>
		<category><![CDATA[Stuttgart]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kimsebeniokumuyor.com/?p=269</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul denilen mega-köyden, gerçek bir köye terfi edince (!) ortaya çıkan durum komedisini unuttum gitti. Schwabların arasında, Almanca bilsem bile tek kelimesini anlayamayacağım garip konuşmalarının ortasında kala kala içine düştüğüm &#8220;asktr bir daha kimseye derdimi doğru düzgün anlatamayacağım ulan&#8221; endişesi de yavaş yavaş geçmeye başladı. Elde kaldı bir. Ama öyle bir bir ki, bütün derdim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="mceTemp">
<dl id="attachment_274" class="wp-caption alignright" style="width: 189px;">
<dt class="wp-caption-dt"><a href="http://kimsebeniokumuyor.com/2009/09/kibar-almanlar-bunlar/"><img class="size-full wp-image-274" title="Bayrak" src="http://kimsebeniokumuyor.com/wp-content/uploads/2009/09/flama.jpg" alt="Almanya Bayrağı (hadi?)" width="179" height="130" /></a></dt>
</dl>
</div>
<p>İstanbul denilen mega-köyden, gerçek bir köye terfi edince (!) ortaya çıkan durum komedisini unuttum gitti. Schwabların arasında, Almanca bilsem bile tek kelimesini anlayamayacağım garip konuşmalarının ortasında kala kala içine düştüğüm &#8220;asktr bir daha kimseye derdimi doğru düzgün anlatamayacağım ulan&#8221; endişesi de yavaş yavaş geçmeye başladı. Elde kaldı bir. Ama öyle bir bir ki, bütün derdim o birim için! <strong>Ders</strong>: Bayat Yaşanmışlık Bilgileri. <strong>Konu</strong>: Kibar Almanlar.</p>
<p>Kibar Almanlar, bin dokuz yüzlü yılların ortalarında, bu ikinci dünya harbinin etkilerinin azalmasıyla türemişlerdir. &#8220;Germenus Gereksizus Levos&#8221; olarak kitaplara geçmelerine rağmen, gamalı haçın bükük uçlarını düzeltip dolaşınca kendilerini iyi ve örnek insanlar sanmalarından ötürü, diğer halklar tarafından &#8220;hadi lan ordan&#8221; diye anılmışlardır. &#8220;Eğer yeterince kural koyarsak, elimizi bile kıpırdatamayacağımızdan, biz bile suç işleyemeyiz&#8221; anlayışının yaratıcısı da yine bu topluluktur. Toplum içinde &#8220;belki bir gün kullanırız&#8221; diye yarattıkları garip ve yapmacık sosyalleşme araçlarının hepsini birden kullanmak zorunda kalmış bu kibar insanların davranışlarını &#8220;grup&#8221; ve &#8220;birey&#8221; olarak ayırmak da çok yerinde olacaktır. Bütün sosyal çabalarına rağmen hayatları boyunca aynı grupla takılmaları da üzerinde düşünülmesi gereken bir diğer husustur.</p>
<p><span id="more-269"></span>Tek başına bir Kibar Alman ile karşılaşan insanların ilk izlenimleri genellikle &#8220;aaa çok modernler, çok anlayışlılar, aşmış bile olabilirler, galiba aşık oldum&#8221; olmuştur. Oysa ki, buz dağının görünen yüzünün üzerine kaplı plastik örtü niteliğindeki bu hareketlere pek kanmamak gerekir. Her yalnız Kibar Alman, patlamaya hazır bir bomba gibidir. Patladıktan sonra özür dileyecek bir bomba gibidir, hatta. Halk arasında bununla ilgili türlü efsanelere rastlamak mümkünse de, &#8220;birinci ağızdan dinlemek en makbulüdür&#8221; demiştir yazarımız. Kendisi yazıya yabancılaşmadan önce şöyle anlatmıştır:</p>
<p>Balkonda iki Türk oturmaktadır. Biri, &#8220;wisdom&#8221; kelimesinin Türkçesi olarak hayatını sürdürmekteyken, diğeri de kibiri bir canavar gibi gencimiz, yazarımızdır. Konuşur dururlar. Süper Kibar Alman alt komşuları, insan gibi gelip konuşmak dururken, &#8220;balkonlar arası 3 santim mesafeli kibar bir mühendislik harikası binamızda, balkonda yüksek sesle konuşulması, gülünmesi ve hatta büyüklere dil çıkarılması yasaktır&#8221; kısmının altını çizdiği kuralları posta kutularına önceki hafta atmış olduğundan, neredeyse fısıldamaktadırlar. Gerçi o yazı bizim kaba Türkler tarafından buruşturulup, tüm iyi niyetiyle komşularının kurallara uymasını bekleyen Kibar Alman&#8217;ın posta kutusuna geri atılmıştır ama o ayrı hikayedir. Türkler yine de fısıldamakta, ve dil çıkarmamaktadırlar. Ne olduysa, o sırada olmuştur. Tek başına düşünürken, hayatta kural ile düzenlenmemiş bir açık bulan bir Kibar Alman, balkondan aşağı tükürmeye karar verir. Apartman kurallarına iyice göz gezdirip emin olduktan sonra, savuruverir salyalarını. Aşağıdan gelen fısıldamalar hırlamaya dönüşünce, anayasalarında birilerinin kafasına tükürmekle ilgili maddeyi hatırlar ve özür dilemeye karar verir. &#8220;Kusura bakmayın&#8221;, der Kibar Alman, &#8220;sanırım kafanıza tükürdüm&#8221;. Kibiri canavar ve wisdom insanları, o sırada kopmuş gitmiş, kahkaha denizinde kedi balığı avlamaktadırlar.</p>
<p>Diğer vukuatsa ne yazık ki aynı sevinç püskürmesiyle sonlanmamıştır. Hatta, diğer vukuat hala sonlanamamıştır bile. Yazar anlatacaklarının devamını okuyanların hayal gücünün kapısına bırakıp kaçmıştır belki de&#8230; Bir gün iş çıkışı, bütün gün işe yaramış olmanın dayanılmaz hafifliğiyle tren istasyonuna uçan yazarımız, iki buçuk yuro peşin ödediği tren biletiyle, on dakika uzaklıktaki Backnang ziyaretini iple çekmektedir. Telefonu acı acı ve hatta tatlı ekşi çalar. Zil sesinin sos olmasından karnının acıktığını anlasa da, telefonu açarak zaman kaybetmeyeceği bir ortamdadır. Karşı tarafta wisdom vardır. Ona acilen trenden inip, beyaz tavşanı takip etmesini veya odasına geri dönmesini tembihler. Bir dizi &#8220;hadi hayırlısı&#8221; eşliğinde, yanan biletini anmak için trene el salladıktan sonra yola koyulur yazarımız. On beş dakika daha yürümüş, ancak kendinden istenileni yapmıştır. Varınca öğrenir ki, durum şudur: Binanın sorumlusu olarak kendi kocaman bir dairede kalıp, küçük odalara tıktığı misafirlerine zaten dar olan odalarını minyatür eden bir Kibar Alman hanımefendi, yazarımızın odasını dağınık bulmuştur. Bir taraflarını sadece kağıtla silip, o kağıdı çöp kutusu yerine tuvalete atınca kendilerini modern sananlardan bir Kibar Alman&#8217;ın garip ama gerçek tavsiyeleriyle on beş dakika kısık ateşte azarlanır yazarımız. Özel hayata sıfır saygıları olduğu için rastgele bir günde odaya dalıp temizlik bahanesiyle araştırma yapabilen bu Alman&#8217;a ne dense boştur. Bilinen en az harfli kelime olan &#8220;ok&#8221; ile yetinilir, nitekim. Odada tetikte yaşanmakta, eve çıkmak için yapılan planlar sayfaları kaplamaktadır.</p>
<p>Tespit yaptım, sonraki cümlelerde duruyor. Tuvalette bir taraflarını yıkama gereksinimi duymadan, sadece kağıda silinirler. O kağıdı tuvalete değil de çöp kutusuna atarsanız, hijyen kural kitabının ilgili maddesini okuyup okuyup deliye dönerler. Türk yemeklerine &#8220;yağlı&#8221; derler, sonra size ateşte çevirdikleri domuzun içine kafalarını nasıl soktuklarını anlatır, üstünü &#8220;hihohoho&#8221; ile kapatırlar. Acayip etik ve doğrucu takılırlar, sandalyenizi boş bulurlarsa da kapmaktan geri kalmazlar. Bizim domuz eti yemeyip de her gün ot çeken vatandaşlarımızı fazlasıyla haketmektedirler, kısacası.</p>
<p>Daha önce dediğim gibi, bir de bunların grup versiyonu vardır. Grupal-manlar, kuralları unutmak için içip içip, en fazla &#8220;sokakta bağırılmaz&#8221; kuralını topluca çiğneyip, ilerleyen yaşlarında bunu &#8220;biz eskiden pankçıydık metalçiydik süperdik biz&#8221; diye anlatabilirler. Onlar için anlatılacak hikayem olmadığı için mutluyum.</p>
<p>Önemli olsa gerek: Bu K.A. sınıfı, nüfusun yüzde yirmisini oluşturmaktadır. Almanlar arasında gayet süper insanlar da vardır. Irkçı değilimdir. Milliyetçi bile değilimdir. Yazının okuduğunuz versiyonu, sinirim geçtikten sonra tekrar okunup yumuşatılmış olmakla beraber, ilk versiyon hiç yayınlanmamıştır; yayınlanmayacaktır da. Noktalı virgüle kadar düşündüm bunun üzerinde, kolay kolay değişmez yani.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kimsebeniokumuyor.com/2009/09/kibar-almanlar-bunlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Absürd</title>
		<link>http://kimsebeniokumuyor.com/2009/08/absurd/</link>
		<comments>http://kimsebeniokumuyor.com/2009/08/absurd/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Aug 2009 22:19:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>egecan</dc:creator>
				<category><![CDATA[geyik]]></category>
		<category><![CDATA[absürd]]></category>
		<category><![CDATA[almanca]]></category>
		<category><![CDATA[anlamsız]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[facebook]]></category>
		<category><![CDATA[hayal]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[kafein]]></category>
		<category><![CDATA[kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[politik]]></category>
		<category><![CDATA[saçmalık]]></category>
		<category><![CDATA[sinir]]></category>
		<category><![CDATA[tahmin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kimsebeniokumuyor.com/?p=236</guid>
		<description><![CDATA[En küçük etkilere, kocaman tepkilerim var bu aralar. Manik, depresif, agresif veya tepkisiz olmam ve hatta düpedüz beyinsiz gibi davranmam için muhtaç olduğum etki de, damarlarımdaki alkol çözeltisinde mevcut genellikle. İçki içmek için yaşıyoruz. İçki içtiğimiz için ölüyoruz. Ne demiş hamır simpsın? Dedirtildiği pek çok şey arasından biri şu: &#8220;Alkol! Dünyadaki bütün sorunların kaynağı &#8211; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>En küçük etkilere, kocaman tepkilerim var bu aralar. Manik, depresif, agresif veya tepkisiz olmam ve hatta düpedüz beyinsiz gibi davranmam için muhtaç olduğum etki de, damarlarımdaki alkol çözeltisinde mevcut genellikle. İçki içmek için yaşıyoruz. İçki içtiğimiz için ölüyoruz. Ne demiş <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Homer_Simpson" target="_blank">hamır simpsın</a>? <a href="http://www.thesimpsonsquotes.com/characters/homer-simpson-quotes.html" target="_blank">Dedirtildiği pek çok şey</a> arasından biri şu: &#8220;Alkol! Dünyadaki bütün sorunların kaynağı &#8211; ve çözümü!&#8221;</p>
<p>Bu cümlemin sonunda kimlikleri anlaşılacakların beraberlerinde getirdikleri sinir harbiyle sildiğim o &#8220;dünyanın en muhteşem yazısını&#8221; yazdığım sırada, ortak banyoyu  temizlemeye başladılar bile işte. Aralarında muhabbet etmekten geri kalmayarak, dağınık düşüncelerimin arasına Almanca -yani bana anlamsız gelen- cümleler, ünlemler yerleştirdiler. Su damlası izlerini temizlemek için kaybettikleri dakikaları ben asabımla ödedim. Duvarlar bu kadar ince yapılmaz. Binanın müteahhidine, ona anlamsız gelecek ünlemleri cümlelere dahil etmeden, sek gönderdim. Bu Almanlar çok konuşuyorlar yahu. Bitmeyen bir &#8220;ayzı uyzu ahsoo&#8221;&#8230;</p>
<p>Neye sinirleneceğimi şaşırdım gibi. Aslında durum öyle değil. Herkes beni neyle sinir edeceğini şaşırdı gibi. Aslında durum şöyle: İlkokul aşkım evlenmiş; gel de bileklerini kesme&#8230; Kaçırdığım &#8220;fırsatı&#8221; değil, az kalsın ona kaçırtmış olabileceğim biricik fırsatını düşündüğümde diken oldu tüylerim. Lise aşkım evlenseydi, bu kadar üzülmezdim (aslında çoktan evlendi ve üzülmedim).</p>
<p><span id="more-236"></span>&#8220;Bu kadar üzülmezdim&#8221; cümleleri ne kadar saçma. Örnek verdim, kendisi şuraya gitti: Bilgisayarım bozuldu; dünyada elimin değdiği her devre yanacak olsa bu kadar üzülmezdim. O kadar üzülmezdim tabii; daha fazla üzülürdüm! Daha da açık olalım: Bilgisayarım bozuldu; beynim patlasa bu kadar üzülmezdim. Beynim patlasa üzülemezdim. O zaman başkaları üzülürdü. Zaten üzülmek kadar boş bir kelime olamaz. Üzüm ile aynı kökten geliyor (<a href="http://www.nisanyansozluk.com/search.asp?w=%FCzmek" target="_blank">sallamıyorum</a>) ve &#8220;yırtmak&#8221; (!) dışındaki anlamını, 19. yüzyıl sonrasında edinmiş. &#8220;Bu kadar üzülmezdim&#8221; cümleleri tamamen saçmalık yani. Kullananları uyarın. Kulananları uyarmayanları da uyarın. Dinlemezlerse onlar için üzülmeyin sakın. Tanrı bize EQ bahşetsin sadece. Amin.</p>
<p>&#8220;İnsan gurbetteyken&#8221; cümlelerine karşı, &#8220;ananı da alıp, neden geri gelmedin&#8221; cümlelerim vardı eskiden. Şimdiyse ben de gurbetteyim gibi. Tahmin edeceğiniz üzere geri dönemiyorum. Birincisi; zaten ülkemde yüzde kırk yedi beni istemiyor ki bu politik espri neden burada ben de bilmiyorum. İkincisi de; kaybedeceklerim var. Bu kadar basit. Bir haftada apar topar terk ettiğim eski hayatıma tek bağım Facebook olmuşken, geri dönmemi engelleyen sebeplerim önümde, arkamda, sağımda ve solumda. Saklanmadı hiç biri. Facebook&#8217;u açıp; kim ilişkiye başlamış, kim ilişkisini harcamış, kim görmemiş, kim sonradan görebilmiş, kim harem kurmuş, kim bunun hayalini kurmuş, kim evlenmiş ve bütün bunları kimler beğenmiş öğrenebiliyorum. On yıl önce bunları ancak tanrı bilebilirdi. On yıl öncesinin tanrısı seviyesine geldik, bir başka deyişle. Hala Amerika&#8217;nın kırk yıl gerisinde miyiz acaba? &#8220;Hangi ülke hangi bir diğerinin kaç yıl gerisinde belirleme kurumu&#8221; var mıdır ki? HÜHBDKYGBK. Kuralım?</p>
<p>Eğer hala benden sıkılmadıysanız, bugünün tanrısı olduğunuzda, bu yazıyı uzatmayı size bırakmak isteyiverdim. Sakince oturup, bu isteğin geçmesini de bekledim ama zor bu nihilizm ve kafeinsizliğim etkisiyle gelen duyguyla başetmek. Gerçi Duygu da evlenmiş ama benim artık uyumam lazım; dişimi fırçalayacağım zamandan yememek için tabii ki. Kurallar çiğnenmek, zaman yenmek içindir. Kuralları çiğneyip tükürürsünüz. Kurallar yenilir yutulur şeyler değildir çünkü. Oysa zaman öyle mi? Yedim gitti bile.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kimsebeniokumuyor.com/2009/08/absurd/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadın ve Erkekler İçin Temel Dersler</title>
		<link>http://kimsebeniokumuyor.com/2009/06/kadin-ve-erkekler-icin-temel-dersler/</link>
		<comments>http://kimsebeniokumuyor.com/2009/06/kadin-ve-erkekler-icin-temel-dersler/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Jun 2009 09:10:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>egecan</dc:creator>
				<category><![CDATA[geyik]]></category>
		<category><![CDATA[çatışma]]></category>
		<category><![CDATA[Ders]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[düzen]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kavga]]></category>
		<category><![CDATA[komşu]]></category>
		<category><![CDATA[küfür]]></category>
		<category><![CDATA[makarna]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[sinir]]></category>
		<category><![CDATA[Tatil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kimsebeniokumuyor.com/?p=222</guid>
		<description><![CDATA[Kimisi ayrı gezegenlerden geldiğimizi iddia eder, kimisi de farkın sadece fiziksel olduğunda ısrar eder&#8230; Öyle ya da böyle, günlük hayatta özellikle karşı cinse sinirlenmek için pek çok bahanemiz vardır. Acaba bazı davranış biçimleri okulda okutulsaydı, bunun üstesinden gelebilir miydik? Evet, yine &#8220;internette dolaşırken rastladığım bir yazının tercümesi&#8221; ile karşınızdayım: Kadınlar İçin Dersler (KDN) : 101 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kimisi ayrı gezegenlerden geldiğimizi iddia eder, kimisi de farkın sadece fiziksel olduğunda ısrar eder&#8230; Öyle ya da böyle, günlük hayatta özellikle karşı cinse sinirlenmek için pek çok bahanemiz vardır. Acaba bazı davranış biçimleri okulda okutulsaydı, bunun üstesinden gelebilir miydik? Evet, yine &#8220;internette dolaşırken rastladığım bir yazının tercümesi&#8221; ile karşınızdayım:</p>
<p><strong>Kadınlar İçin Dersler</strong> (KDN) :</p>
<ul>
<li><strong>101</strong> : Ev işlerine giriş: Feminizm ile Faşizm arasındaki benzerlikler</li>
<li><strong>102</strong> : Dırdır etmeden ev işi yapma yöntemleri ve faydaları</li>
<li><strong>103</strong> : Televizyonun önünden geçmemenin önemi</li>
<li><strong>104</strong> : Bulaşık makinesi: Önceden suda çalkalamanın gereksizliği</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>111 </strong>: Ev ekonomisine giriş: Basit para hesabı</li>
<li><strong>112 </strong>: Taşıyabildiğini değil, paranın yettiğini almanın önemi</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>121 </strong>: Kendi başına lavaboya gitmek</li>
<li><strong>122 </strong>: Tuvalet kapağı: Sinirlenmeden, kendi kendinize indirmek</li>
</ul>
<p><span id="more-222"></span></p>
<ul>
<li><strong>131 </strong>: Egzersiz&#8217;e giriş: Hamile gibi gözükmemek</li>
<li><strong>132 </strong>: &#8220;Nasıl görünüyorum&#8221; sorusuna erkeklerin cevabını anlayabilmek</li>
<li><strong>133 </strong>: &#8220;Şişmanladım mı&#8221; sorusuna erkeklerin cevabını anlayabilmek</li>
<li><strong>134 </strong>: Adriana Lima sizden daha güzel olabilir (Gerekli: Mantığa giriş)</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>141 </strong>: Özel hayata giriş: Dedikodu yapmamanın yolları</li>
<li><strong>142 </strong>: &#8220;Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür&#8221; deyiminin yorumu</li>
<li><strong>143 </strong>: Cinsel ilişki ile sırtüstü uzanmanın farkları</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>151 </strong>: Sosyal hayata giriş: İki kişi bazen yetmeyebilir</li>
<li><strong>152 </strong>: Alışveriş: Erkekleri depresyona sokmadan yapmanın yolları</li>
<li><strong>153 </strong>: Dört saatten kısa sürede ne alacağını seçmenin yolları</li>
<li><strong>154 </strong>: Dört saatten kısa sürede ne giyeceğini seçmenin yolları</li>
<li><strong>155 </strong>: Dört valizden daha azıyla tatile çıkabilmek</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>201 </strong>: Mantığa Giriş: Mantık ve varlığının ispatı</li>
<li><strong>202 </strong>: Tamamen haksızken, özür dileyebilmek</li>
<li><strong>203 </strong>: Sadece duygularla hareket etmenin uzun vadedeki zararı</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>211 </strong>: Edebiyat: &#8220;Haftasonu&#8221; ve &#8220;uzun sıkıcı yürüyüşler&#8221;in farkı</li>
<li><strong>212 </strong>: &#8220;Sevişmek&#8221; yerine kullanılabilecek deyimler</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>221 </strong>: Bilim ve Teknik: Saç spreyinin zararları</li>
<li><strong>222 </strong>: Makyaj : Azı karar çoğu zarar</li>
<li><strong>223 </strong>: Fondötenin zararları</li>
<li><strong>224 </strong>: Teknolojiye giriş: Bozmak yerine hiç dokunmamanın önemi</li>
<li><strong>225 </strong>: Hiçbir zaman ellenmemesi gerekenler: Uzaktan kumanda</li>
</ul>
<p><strong>Erkekler İçin Dersler</strong> (ERK) :</p>
<ul>
<li><strong>101 </strong>: Ev Düzeni: Çöp eve sahip olmamak için yapılması gerekenler</li>
<li><strong>102 </strong>: &#8220;Erkekler de ev işi yapabilir&#8221; gerçeği</li>
<li><strong>103 </strong>: Muhteşem çamaşır yıkama teknikleri</li>
<li><strong>104</strong> : Bulaşık makinesi: İpeklerden uzak dur!</li>
<li><strong>105 </strong>: Erkeklerin başa çıkabilecekleri 100 tarif (makarna hariç)</li>
<li><strong>106 </strong>: Çöpü evden çıkarmanın önemi</li>
<li><strong>107 </strong>: Kelebek etkisi: Tuvalet kapağını kapamanın önemi</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>111 </strong>: Ev ekonomisi: Doğru hediye seçmenin bütçeye katkısı</li>
<li><strong>112 </strong>: Finansal yetersizliğinizi kavramak</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>141 </strong>: Özel hayata giriş: Temiz iç çamaşırının olumlu etkileri</li>
<li><strong>142 </strong>: İlişkide &#8220;Mel Gibson gibi olamama&#8221; engeli ve aşmanın yolları</li>
<li><strong>143 </strong>: Çiçek almanın önemi</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>151 </strong>: Sosyal hayata giriş: Çenenizi kapalı tutmanın yolları</li>
<li><strong>152</strong> : Eve geceyarısı sarhoş gelmenin toplumsal analizi</li>
<li><strong>153 </strong>: Alışverişte sakin durabilmek ve kaybolmamak</li>
<li><strong>154 </strong>: Ev dışındaki hayat</li>
<li><strong>155 </strong>: Yön sormak: Her zaman işe yaradığının uygulamalı gösterimi</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>201 </strong>: Mantığa giriş: Aptallıkla savaşmak</li>
<li><strong>202 </strong>: Tamamen haksızken bile gıcık davranmamak</li>
<li><strong>203</strong> : &#8220;Ne olursa olsun dalmak&#8221; ve mantıksızlığı</li>
<li><strong>204 </strong>: Schumacher doğulmadığının kavranması</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>211 </strong>: Edebiyat: Küfür etmeden Türkçe konuşmak</li>
<li><strong>212</strong> : Trafik ve küfür: Sakıncalı ikili</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>221 </strong>: Bilim ve Teknik: Buz kalıbını taşırmadan doldurmak</li>
<li><strong>222 </strong>: Uzaktan kumanda: Klimanınkiyle idare etmek (kışın)</li>
<li><strong>223 </strong>: Hastalıkla erkek gibi savaşmak</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>231 </strong>: Siz: Yönetilen cinsiyet</li>
<li><strong>232</strong> : Her istediğinizde yatağa giremeyeceğinizin bilinci</li>
<li><strong>233 </strong>: Küçük meseleleri büyütmemek</li>
<li><strong>234 </strong>: Sonrasında hemen uyumamak</li>
<li><strong>235 </strong>: Kendi kendine: Banyo dışında kabul edilemez</li>
<li><strong>236 </strong>: &#8220;Yatmadan önce olmazsa olmaz&#8221; olmaz</li>
<li><strong>237 </strong>: &#8220;Kalmadan önce olmazsa olmaz&#8221; olmaz</li>
<li><strong>238 </strong>: &#8220;Hiç olmadı, duş alın&#8221; davranış biçimi</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>301 </strong>: Babalık: Kabul etmek yetmez</li>
<li><strong>302</strong> : Çocuklarınızdan daha küçükmüş gibi davranmamak</li>
</ul>
<p>Sizin de ekleyebilecekleriniz var mı? Her türlü katkıya açığım!</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.jamesshuggins.com/" target="_blank">James S. Huggins&#8217; Refrigerator Door</a> &#8211; <a href="http://www.jamesshuggins.com/h/hum1/courses_men_women.htm">Courses for men and women</a><br />
(Önemli: Belirtilen kaynaktaki yazı tarafımdan Türkçe&#8217;ye çevrilmiş ve sahibinden yazılı izin alınmıştır. Burada yayınlanan hali orjinali değildir; üzerinde bazı zorunlu oynamalar yapılmıştır. Bilginize.)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kimsebeniokumuyor.com/2009/06/kadin-ve-erkekler-icin-temel-dersler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tek Kuşla İki Taş Vurmak</title>
		<link>http://kimsebeniokumuyor.com/2009/02/tek-kusla-iki-tas-vurmak/</link>
		<comments>http://kimsebeniokumuyor.com/2009/02/tek-kusla-iki-tas-vurmak/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Feb 2009 12:25:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>egecan</dc:creator>
				<category><![CDATA[geyik]]></category>
		<category><![CDATA[altın yumurtlayan tavuk]]></category>
		<category><![CDATA[aptal]]></category>
		<category><![CDATA[berber]]></category>
		<category><![CDATA[çırak]]></category>
		<category><![CDATA[deli]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[saf]]></category>
		<category><![CDATA[sinsi]]></category>
		<category><![CDATA[sonsuz]]></category>
		<category><![CDATA[sorgulama]]></category>
		<category><![CDATA[şovmen]]></category>
		<category><![CDATA[tercih]]></category>
		<category><![CDATA[yorum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kimsebeniokumuyor.com/?p=193</guid>
		<description><![CDATA[İnternette gezerken, bir fıkra gördüm. Aklımda kaldığı kadarıyla, Türkçe&#8217;ye çevirip paylaşmak istedim: Berberin biri, gelen müşterilerine çırağının ne kadar aptal olduğunu ispat etmek için bir eline 5 lira, diğerine de 1 lira alıp, çırağına bunlardan birini seçmesini istemiş. Hiç düşünmeden 1 lirayı tercih eden çırak, izleyenlerin &#8220;bu kadar da olmaz hakkaten, safa bak&#8221; ve benzeri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnternette gezerken, bir fıkra gördüm. Aklımda kaldığı kadarıyla, Türkçe&#8217;ye çevirip paylaşmak istedim:</p>
<p><cite title="fikra">Berberin biri, gelen müşterilerine çırağının ne kadar aptal olduğunu ispat etmek için bir eline 5 lira, diğerine de 1 lira alıp, çırağına bunlardan birini seçmesini istemiş. Hiç düşünmeden 1 lirayı tercih eden çırak, izleyenlerin &#8220;bu kadar da olmaz hakkaten, safa bak&#8221; ve benzeri aşağılamalarına maruz kalmış. Aralarından biri merakına dayanamayıp çırağı yanına çekmiş ve neden az parayı aldığını sormuş. Cevap çok basitmiş: &#8220;Bu numarayı herkese yapıyor. Eh, altın yumurtlayan tavuk kesilir mi hiç&#8221;!</cite></p>
<p>Şovmen ruhlu berber ve sinsi çırağın hikayesi, hayatta benim de böyle saflıklar veya sinsilikler yapıp yapmadığımı sorgulamama neden oldu. İstediğim herşeyin kontrolünü elimde tutabiliyor muyum, yoksa bizim berber gibi odaklandığım işlerdeki heyecanım diğer mevzularda bana zarar mı veriyor? Diyelim ki zarar veriyor; peki ya, bu zararı önemsiyor muyum? Bunları esaslıca düşünmek için gereken sürede herhalde iki defa sonsuza dek sayabilirdim; geçmiş ve gelecek için&#8230; Bu yüzden de, fazla deşmedim. Muntazaman deliriyorum işte böyle.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kimsebeniokumuyor.com/2009/02/tek-kusla-iki-tas-vurmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Başlamak Bitirmenin Eşanlamlısıdır</title>
		<link>http://kimsebeniokumuyor.com/2009/02/baslamak-bitirmenin-esanlamlisidir/</link>
		<comments>http://kimsebeniokumuyor.com/2009/02/baslamak-bitirmenin-esanlamlisidir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2009 22:38:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>egecan</dc:creator>
				<category><![CDATA[geyik]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[çöp]]></category>
		<category><![CDATA[dört işlem]]></category>
		<category><![CDATA[ertelemek]]></category>
		<category><![CDATA[game over]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[nefret]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[rakı]]></category>
		<category><![CDATA[yabancılaşmak]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıcılık]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<category><![CDATA[yorum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kimsebeniokumuyor.com/?p=190</guid>
		<description><![CDATA[Bu satırları yazmaya başladığımda, kendime yabancılaşacak kadar ertelemiş olduğumu fark ettim, cümlelerimi. Öyle bir an gelsin istemişim ki, bırakın bir taşla iki kuşu, bir kuşla iki taş vurabilecekmişim gibi. Yazı yazmak, parçaları birleştirmektir; hatta eksiltmek, çarpmak, bölmek&#8230; Yaratıcılığın temel kuralı geçerli anlayacağınız. Burada tek bir mesele var: Çok fazla parça olunca, dört işlemde bile zorlanıyor [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu satırları yazmaya başladığımda, kendime yabancılaşacak kadar ertelemiş olduğumu fark ettim, cümlelerimi. Öyle bir an gelsin istemişim ki, bırakın bir taşla iki kuşu, bir kuşla iki taş vurabilecekmişim gibi. Yazı yazmak, parçaları birleştirmektir; hatta eksiltmek, çarpmak, bölmek&#8230; Yaratıcılığın temel kuralı geçerli anlayacağınız. Burada tek bir mesele var: Çok fazla parça olunca, dört işlemde bile zorlanıyor insan. On bilinmeyenli dokuz denklem gibi sanki: İstesem de çözemem yani. Sonra bir an geliyor, eksik parçayı bulduğunuza inanıp geçiyorsunuz klavyenin başına. Yabancılaşma tam bu noktada, oturduğum koltukta başlıyor. Bir ayda -taş çatlasın- yüz kişi değil de, <acronym title="is the new &quot;yetmiş&quot;">seksen</acronym> milyon okuyacak sanki. Hatta, yazımı okumak isteyenlerin sunucumu kilitleyeceği fırtınanın öncesindeki sessizlik yaşanıyor beynimde. O derece yabancılaşıyorum ve dolayısıyla yabanlaşıyorum da. Bilgisayar çöp gibi gözüküyor; nefret ediyorum klavyeden. Son bölüm canavarı bu işte: Başlayabilmek. Bu canavarı telef ettikten sonra altyazılar akıyor ve artık hiç tuşa basmasan da, ekranında müjde var: &#8220;Game Over&#8221;. Bitti işte!</p>
<p><cite>Ama sen neden bahsettin ki şimdi?</cite></p>
<p>Dediğinizi duyar gibiyim ve tabii ki duymamazlıktan geliyorum. Çok gıcık oldum ben; evet.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kimsebeniokumuyor.com/2009/02/baslamak-bitirmenin-esanlamlisidir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
