Banu Avar… Annemin sıra arkadaşı olmasından daha fazla gerekçem var, takipçisi olmak için. Fazla ışıltılı yaşamlara bakmaktan kamaşmış gözlerimizi her kapattığımızda gördüğümüz rüyalardan bizi bir süreliğine ayıran ve göremediklerimizi gösteren nadir insanlardan. Popüler olanlara karşı değilim. Sanırım, hiçbirimiz değiliz? Kimse, kimseyi duyarsızlıkla suçlamıyor. Komplo teorileri de yok, bu bilgilerin altında saklı. İstediğinizi seyredin. Kimse, kimsenin zevkine karışamaz. Sadece bazı şeyler var ki… İzlemeniz lazım; bilmeniz, keşfetmeniz, tartışmanız… Niye mi? Bu dünyada, dünyanın bu kısmında yaşadığınız ve hatta, diğer herkes sizin katkınıza muhtaç olduğu için. İlgisiz kalındığında, için için, eriyeceğimiz için.
dikkat
...etikete göre gösteriliyor
Bir Dikkatinizi Çekebilir Miyim?
22 Ağustos 2009Evdeki Zamanlar
14 Ocak 2009Evde geçirdiğim zamanların boşa gittiğini düşünüyorken, sürekli evde zaman geçirmek isteyen biri olmaya doğru gittiğim sürecin sonlarındayım, sanırım. Evde kalkıştığım her iş, dışarıdaki ikamesinden daha eğlenceli ve ilgi çekici gözüküyor (Yahu bu “challenging” kelimesinin Türkçe’de bir karşılığı yok mudur? Araya sıkıştırsam da çok dikkat çeker, yemezsiniz siz). Pazartesi uyandığımda burnuma barikat kurulmuş ve her uzvumu bağlamışçasına hareketlerimi ağırlaştıran bir tür sıkı yönetim ilan edilmişti vücudumda. Evde kalmalıydım, o halde işe gidemezdim. İlkokuldan beri sık sık yaptığım hasta numarasından sonra bensiz giden servisin ardından bakaren duyduğum vicdan azabına o kadar alışmışım ki, gerçekten hasta olduğumda bile hala huzursuz oluyorum, işe gitmedim diye. Bu huzursuzlukla beraber, çok sinirliyim bu aralar ama neye sinirlendiğimi de hatırlayamıyorum, asla. Unutuyorum. Unutkanlık zaten bu ülkede yaşamanın en önemli özelliği oldu. Toplumsal hafızamız zayıfmış ya, ben de bireysel olarak üstüme düşeni yapıyorum böylelikle. Bir şeylere sinirlendim işte… Evde oturmuş sinirli sinirli kitap okuyor, sonrasında da sinirli sinirli yazıyorum bunları. Birazdan da küfrederek yemek yiyeceğim, hastalık dinlemeden. Gerçi, üşengeçlik de yoğunlaştı bende. Hani tipik bunalım üşengeçliği. Bu yazıya son verip de yemek hazırlamıyorsam, ya da kapıyı açıp şu anda merdivenlerden gürültüyle çıkan komşulara ters ters bakmıyorsam da bu üşengeçlikten geliyor. Daha da fazla yazmak istemiyorum.
İmza: Huzursuz, Sinirli, Unutkan ve Üşengeç Adam (Yetmezmiş gibi grip, bir de).
Bir ÖSS Daha Geçti, Benim Aklım 2004′te
16 Haziran 2008Annemlerin evindeki eski odamı karıştırırken bulduğum karalama defteri, ÖSS’ye hazırlanırken ne kadar zor bir dönemden geçtiğimi hatırlattı. Oynatmaya az kalmış ama ucuz kurtulmuşum sanırım. Okurken zaman zaman “eskiden ne aptalmışım” dedirten karamalarımdan bazı ilginç yerleri paylaşmak istedim:
Cafeye gitmeyeceğime yemin ettim, bugün tarihi bir gün: 22/12/03 (evde bilgisayar da yok, bunun yanında).
ÖZZ (öğrenciye zıçıp zıvama) sınavı dolayısıyla odama kapanmış bulunmaktayım, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.Yanıt vermezsem, hıncınızı kapıdan çıkarabilirsiniz. Miyav!
Benim boyum hala uzuyor mu yoksa artık enine mi gitmeye başladım? (Yaşa ÖZZ) Bana dokunmayan yılan burj al arab’da yaşasın.
Sessizce Delirenin Savunması
03 Ocak 2008Bugün kar yağdığında, sanki hâlâ lisedeymişim ve sokağımızdaki beyaz objeler, içine çöp doldurulmuş alışveriş poşetlerinden ibaret olmadığı anda okul tatil olacakmış gibi bir duyguya kapıldım. Pek de gereksiz bir kardı. Neden yağdı bilmiyorum. Muhtemelen kendisi de bilmiyordur. Kar taneleri düşünemez. Güzel ve düşünemeyen her şeyi seven biz erkekler, pencereden, yağan karı seyretmeyi severiz. Dikkatinizi çekerim, yağışın adını “-i” hâlinde çekerek yapılan basit espriye yeni bir bakış açısı getirdim; böyle de gözünüze sokarım, çok kötü olduğu hâlde. Bizim sevgimizin, yüzüne krem sürebilip, bir de yediklerine az da olsa dikkat edebilenlerle sınırlı olmadığını kanıtlamaya çalışıyorum aslında. Erkekleri saygın gösterme cemiyetinin en halka karışmış üyesiyim ve size kimsenin okumadığı bir blogdan sesleniyorum; evet. Uydurduğum saçma durum komedisini çözmeye çalışarak okumaya devam ediyorsanız, yeni paragrafa atlamadan önce durun. Hızınızı alıp, öyle gelin. Click to continue »

