psikoloji

...etikete göre gösteriliyor

 
 

En Son Kaydettiğim Yerden Devam Et!

17 Eylül 2008

Okul başlamıyor bu sene. Her geçen günün daha da şiddetli olarak hatırlattığı, sürekli bir eksiklik hissettiren bir durum. Evden çıkarken, anahtarı almayı unutmuşsunuz gibi bir şey. “Yahu daha dün başlamıştık sanki” laflarıyla bezenmiş, bütün üniversiteden arkadaşların diyalogları. Okulda hala yapmadığım birşeyler olmalı. Seçmelisinden temeline bütün dersleri aldım, kantinde oturmadık sandalye bırakmadım, festivaline katıldım, “gencim” bahanesiyle saçmaladım… Kısacası, üniversite öğrencisi olmanın tüm olanaklarından faydalandım ama birşey eksik! Acaba öğretinin içeriğinden mi tatmin olmadım, “ekonomist” kabuğunu mu yadırgadım yoksa, sinir olduğum bir öğretim görevlisinin kafasına taş atamadım diye mi bu takıntım? Cevabını bilmediğim sorular için olasılıkları saymayı bırakmam gerek; kafam, daha da karışıyor.

Belki de sonu “ist” yerine “olog” ile biten bir meslek bulmalıydım. Makinist ve hatta çapulcu aktivist’i hatırlatan ekonomist (iktisatçı, evet) ünvanı yerine; jinekolog, sosyolog, antropolog, biyolog, teknolog, psikolog ve benzeri karizmatik isimli mesleklerden birini edinseydim, tatmin olacaktım belki. Olamadım ama, kimsenin okumadığı ve koskoca bir monolog olan bir blog yazmaya başladım. Yetmez mi dersiniz?

Siz Kimsiniz?

02 Haziran 2008

TESTBenim çok hoşuma giden, eğlencelik bir test öğrendim bugün. Testin mantığıyla ilgili birşeyler yazmadan önce, yazdıklarımın etkisi altında kalmamanız için, nasıl yapıldığını söylemeliyim. Eğer testi uygulamadan yazının devamını okursanız, başarılı sonuçlar alamayabilirsiniz. Öncelikle, bir A4 kağıdın üzerine, buraya tıklayarak ulaşabileceğiniz, bir’den altı’ya kadar numaralandırılmış şekilleri çizin veya resmin çıktısını alın. Daha sonraysa, sırasıyla her bir şeklin üzerini dilediğinizce çizerek, onlardan birer resim yaratın. Önemli olan, ne kadar yaratıcı olduğunuz değil, çizdiklerinizin sizi ifade edip etmediği. Testin değerlendirilebilmesi için, elinizde her birinin içinde bu şekillerden ayrı biri kullanılmış olan, altı tane resim olması gerekiyor. Hepsi bu kadar. Şimdi gelelim testin değerlendirilmesine. Click to continue »

Neden Sizce?

09 Nisan 2008

Nedensizce sakladı kendini. Korunmak istiyordu dışarıdaki hayattan. Hayatın ona ne getireceğini bilmiyordu ve bilmediği her şeyden olduğu gibi, ondan da nefret ediyordu. Ölüm bir çare değildi. Bu paranoyayı yenmenin yolunu bulmak adına yaşamını harcayabilirdi ama canına kıymak çözüm olamazdı. Yeni aldığı havuç soyma aletine hayrandı. Geri kalan bütün yaşamını havuç soyarak geçirmek istedi. Havuç soyarken düşünebiliyordu uzun uzun. İsterse sosyalleşebiliyordu hatta; nasıl mı? Tezgahın önündeki pencereden yaptığı gözlemlerle, hiç tanımadığı insanların hislerine ortak olmayı öğrenmişti, şimdiden. Uzun seneler boyunca orada durup, elindeki iğrenç, kabuklu havuçları arındırırken; bir yandan da gözlem yapmak konusunda uzmanlaştığında, insan sarrafı olabileceğini hayal etti. Uzunca ve hafif kavisli bir sokağın tam ortasındaydı evi. Eve yemek servis eden motorsikletlerin gıcık sesi de olmasa, küfredecek bir şey bulamıyordu, asfalt kaplı yol boyunca. Sokakta yaşayanların önemli bir kısmı yemek yapmayı bilmiyordu, ya da zamansızlık sorunu, insanlara kendi elleriyle yemek yapma zevkine elveda dedirtecek kadar büyümüştü şu şehirde. Click to continue »

Termosifonda Sıcak Su Yokken

06 Ocak 2008

Bir gün boyunca, kendini hırpalamak için yıpranmış ilişkileri telafi turlarından tutun, kışlık kıyafet alışverişi yapmaya ve sonunda ders çalışmaya kadar sayısız yorucu işe bulaşmışken; gece yarısı, bir ekonomik safsata paragrafının ortasında, tamamen psikolojik sebeplerle karnı acıktı. Kahramanımız, bütün öğünleri saatinde ve fazladan yarım porsiyonlarıyla beraber tüketmiş olduğunun bilinciyle kendini tutmak yerine, o anda canının istediğini yapmayı seçti. Kendisi bir ruh hastası olduğundan, buna benzer seçimler olağan hale gelmişti. Uykusuzdu ve eve de yetişmesi gerekiyordu ama psikolojik açlığı yanında bunlar teferruattı. İnternet üzerinden sipariş vermekte karar kıldıktan sonra garip bir web sitesinin menüleriyle boğuşurken, ertesi günden çaldığı saatlerde, elde vardı bir. Otuz lirayı tutturunca bedavaya gelen DVD, ancak bu kadar önem kazanabilirdi. Bir saatlik bekleyişin ardından gelen pizzaya saldırınca, acı gerçeği farketti: Uykusuzdu, eve geç kalmıştı, verimli ders çalışamamıştı ve en önemlisi, karnı aç değildi. Pizzanın bir yarısını zoraki de olsa mideye indirdikten ve yanlış DVD’yi getirdiği için pizzacıya küfür ettikten sonra eve gidip, İnternet’ten “uyku verimi” üzerine olan yazıları araştırdı. Uykuya ayrılan az ve dolayısıyla değerli zamanını, geriye kalanı verimli kullanmak için araştırma yapmaya harcayarak, büyük bir risk almıştı. Asgari uyku ihtiyacını isterse iki saat düşürebileceğini okumasıyla dayanılmaz bir hafifliğe kapılıp, kendini yatağa bıraktı. Kazandığı iki saati düşünerek yatakta heyecanla dönerken; yeni günün ortasına, dokuz saatten az kalmıştı. Click to continue »

Anahtarlık

28 Aralık 2007

Nefes alıp vermez, düşünmez, karar vermez, üremez, sindirim yapmaz, yemek de yapamaz, yiyemez de… En önemlisiyse; yürüyemez ki bu zımbırtı! Her zaman koyduğum yerde değil; hayır. Bir anahtarlığa bile sahip çıkamıyorum. Küçük, içi metal, dışı sahte deri, aptal, uyuz… Şu halime bakın; yine kişileştirme yapmaya başladım. Kendi suçumu cansız bir nesneye atacak kadar acınacak haldeyim. Evden çıkmam lazım. Kesinlikle her zaman koyduğum yerde değil; hayır. Bilgisayar masasında yok, çöpe düşmemiş (düşürülmemiş! o düşemez kendi…), masanın altında veya üstünde değil, mutfak her zamanki gibi tamtakır, koltuğun yastıklarının arasında yok, yastıkların altında da yok, dolaba da saklanmamış; şeytan niye alıp götürsün ki benim anahtarımı; eve zaten anahtarsız giriyor. Evden çıkmam lazım. Geç kaldım. Her zaman koyduğum yerde değil; hayır. Click to continue »

İlişkişiliksizler ve Türkiye’nin İlişkisizlik Problemi

24 Temmuz 2007

Harf oyunlu cin başlıktan anlarsınız herhalde; dertliyim bu aralar. Kafamın içinde sevişmesi gereken sinirler tepişir vaziyette. Çok bilimselim canım; zaten katı mantıktan başka ne kurtarır, boğmuşken beni duygu selim. Mantık da sadece yaşamamı sağlıyor aslında; ne hareketli ne de başka bir şekilde işlevselim. Küçük hesapları için, bol keseden diğerlerinin dayanma güçlerini harcayanlarla muhatap olmanın götürülerini keşfediyorum ve sinirlerim sonuna kadar zorlanıyor. İçinde “zorlanmak” geçen her eylemin insanı geliştirici bir etkisi olacağına inanan salaklardansanız, ne demek istediğimi anlayamazsınız ve zaten benim naçizane derdim de sizin kıt algınız. Algısızsınız ve bununla yaşamaya, sadece tüketip zarar vererek de olsa, alışmışsınız. Empati kelimesini sadece kedinizin mama isterken yaptığı yavşaklığı bir başka duruma örnekleyerek açıklarsınız. Eğer bütün insanlar sizin düz mantığınız ve hırsınızla donanmış olsalardı, sömürecek duygu bulamayacağınızdan, varoluşunuzun çürük temellerini belki de kavrardınız. Acı çekişinizi zevkle izleyeceğim kuzum (izlemeye başladım bile…=) )